13 Ağustos 2015 Perşembe

Aleksandra'yla ilk iki gün

Atölye başlamadan Kazazou'nun bir önceki atölyesindeki bir anı düşünüyordum. Bir an 'dayanamıyorum, n'olur bitsin' demiştim. Gel gelelim hangi egzersiz olduğunu hatırlayamamıştım - ki, dün hatırladım :)

Çalışmaya yoga hareketleriyle ısınarak başladık. Sonra baş, boyun, omuz, kollar (koparcasına), pelvis ve göğsü ısıttık.  Bir yandan da 'tıss' sesi çıkartarak nefes de çalışmış olduk. Daha önce çalıştığım bir grupta da bu tıslamayla ısınıyorduk ve nefes verirken dikkat ettiğimiz bir nokta vardı: nefes verirken sanki bacaklarının arasından veriyormuş gibi düşünmek :) Bu şekilde yazınca biraz garip oldu ama bu imajinasyonla nefes alıp vermek daha kolay oluyor ve tıss'lamak doğallaşıyor :) Ayrıca dün dikkatimi çekti, Aleksandra hem ağızdan hem burundan nefes almamızı istedi. 'o nasıl olur?' diye düşünürken yapa yapa gördüm ki daha fazla nefes dolduruyoruz içimize.
Daha sonra vücudun farklı parçalarının bütün vücuda liderlik ettiği çalışmalara geçtik. Dün partnerle başladığımız baş egzersizini partnersiz devam ettirdik. Çalışmalara önce o uzvun sınırlarını keşfederek başlıyoruz. Daha sonra vücudumuzun diğer kısımlarının bu harekete nasıl uyumlandıklarını gözlüyoruz. Ve Aleksandra'nın sıklıkla hatırlattığı gibi: pelvis hep canlı! Vücudumuzu bırakmıyoruz. Kollarımız, bacaklarımız ve pelvisimiz liderlik eden uzuvdan aldığı harekete uyumlu olarak lideri takip ediyor. Farklı ritm, seviye ve elementlerle çalıştık. Bir harekete alıştıysak hemen değiştirmemizi, kendimiz şaşırtmamızı istedi. Ben ilk günkü partnerli çalışmadan çok hoşlanmıştım. Başlangıç için, yabancı bir elin sadece başını izole etmesi ve seni yönlendirmesi, o uzvu bütün vücuttan ayırmak için etkili bir yöntem. Bugün daha birkaç hafta önceki boyunluklu günlerimi hatırlayıp temkinli olmaya çalıştım, o yüzden sonlara doğru yoruldum baş egzersizinde. Omuz ve kol daha rahat geçti. Heyecanla göğsü bekliyorum :) Daha sonra, dün belirlediğimiz hareket dizgelerini bu öğrendiklerimizle birleştirerek gözden geçirmemizi istedi. Kendi hareket dizgemde etkili bir değişiklik farkettim. Hareketleri değiştirmediğim halde başı, kolu ve pelvisi yönlendirici olarak belirlediğimde hareketi yapış şeklinin nasıl değiştiğini ve anlamlandığını gördüm. Sonra Buğra ve Cansın'ın hareketleriyle yine iki grup karşılıklı ilerledik ve yine uğraştık - bu yolculukta grup olarak, diğer grubu da dikkate alarak, enerjiyi nasıl sonuna kadar taşıyabiliriz.

Ara verdikten sonra ebeleme oyunuyla devam ettik. Biraz ısındıktan sonra ebe olan kendi şarkısını söyleyerek koşmaya başladı. Önemli olan şarkıyı nasıl söylediğimiz değil oyunun hayat memat meselesi olan ebeden kaçma/birini ebeleme kurallarını işletmemiz... ve tabii ki enerji. Oyun kuralındaki hayatiyeti tutmamızı hatırlattı Aleksandra. Daha sonra ellerini çırptığında durmamızı istedi. Ama çırptığı anda ve o an nasılsak o şekilde. Bu kolay gibi görünse de o an dengeyi kaybetmek, gözleri fıldır fıldır döndürmek, daha rahat bir pozisyona gelmek o anındalığı bozan detaylar ve bunlardan kaçınmamızı söyledi. Sonra karışık yürüdük ve bir kişi durarak bir ses verdi. Diğerleri de durarak bu sese eklendi. Ortak enerjiyi bulduğumuzda bu birlikteliği kesip daha sonra yenisini kurmamızı istedi Aleksandra. Ses vermeye daha sonra metinden bir parça söylemek eklendi. Verdiğimiz sesin veya söylediğimizin grubun geri kalanıyla iletişime geçmemiz için bir araç olduğunu ve bunu yaparken bütün mevcudiyetimizle ve gerçekten onlara ulaşmak isteyerek yapmamızı söyledi. Sesimizin güzel çıkıp çıkmayacağıyla veya söylediğimiz metnin anlamının getirdiği vurgular ve oyunlarla ilgilenmemeliydik. Önemli olan etrafımızdaki insanlara ulaşmak ve ağzımızdan çıkanı bunun için bir araç olarak kullanmak. Bu alışveriş iki taraflı: ses çıkartan kendinden emin ve iletişime geçmek üzere durmalı ve başlamalı, grubun geri kalanı da ona grup enerjisini vermeli ve ondan geleni almalı. Çok zevk aldım bu çalışmadan.

Ayrıca farklı rezonans bölgelerini çalıştıracak tınlatma egzersizleri yaptık. Partnerle sırta, göğse, kollara ve popilere kas gücü kullanmadan minik hareketlere vurarak masaj yaptık ve o bölgeleri doğalında gelen bir A sesi ile tınlattık. Çok rahatlatıcıydı. Daha sonra partnerimizle alın alına, yanak yanağa, göğüs göğse ses verdik ve hem kendi tınlamamızı hem de partnerimizin tınlamasını hissedebildik. Bu çok hoşuma gitti, o rezonans bölgelerinin hacmini, tınısını çok güzel farkettiriyor. Ayrıca aslan partnerim Buğra beni kendimi kastığım konusunda uyardı, farketmemişim. Başka biriyle çalışmanın böyle de bir yararı oluyor.

Grup egzersizleriyle beden egzersizlerini ortak bir temele oturtabiliriz sanki. Bir uzuv/ bir kişi lider/protagonist olarak hareket ettiğinde bedenin/grubun geri kalanı o enerjiyi taşıyarak ona uyumlanmalı. Uzuv/kişi bedenin/grubun geri kalanının kendisini takip ettiğini bilerek kesin yönelimlerle, emin hareketlerle  ilerlemeli. Bedenin/grubun geri kalanı da lideri sürü gibi takip etmek yerine enerjiyi aktif tutarak onun hareketlerine uyumlanmalı. Ne de olsa o grup enerjisi bizi bir arada tutan ve sahnedekini izlenir kılan.

Bugünden bende kalanlar bunlar. Kas ağrılarımı meditatif yöntemlerle unutup uyumayı planlıyorum.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder